İMAN
İmanla ilgili ilme akaid veya tevhid ilmi denir. Farzı ayındır. Allah’ın sıfatları, zatı, ahiret, kabir, berzah, ve
Kader gibi konularla ilgilenir. Kelam ilmide denilen bu ilimde akıl ve nakilin yanında selim hislerde aklın kullanılması için önemli bir kaynaktır.
İman : Allah indinden gelen emir, yasak ve tavsiyeleri kalp ile tasdik ve dil ile ikrardır. İmanın kelime anlamı mutlak tasdiktir.
a-) İcmali iman : İnanılması lazım gelen şeyleri kısaca tasdik ve dil ile ikrardır. Buda kelime-i tevhid ile olur.Taklidi iman ise saydığımız akıl, nakil , ve selim hislerle araştırmadan olan imandır. Böyle iman sahiplerine mukallit denir.
Mutezile mezhebine göre taklidi iman caiz değildir . bize göre ise (maturidiyye) caizdir. Fakat imanın delillerini araştırmadığı için günahkar Müslüman olur . araştırıp delilleri gören müslümanın imanı kuvvet bulur. Tehlikeler ve kötü sorular karşısında sarsılmaz. Ehli sünnet ve selefi salihin efendilerimiz bu görüştedir.
b-) Tafsili iman : Çok açık ve tafsilatlı olarak inanmaktır. Akaid , tefsir, hadis ilmini bilmekle olur burada helal, haram , elfazı küfür iyice öğrenilir.Nasıl bir iman : İman tam olarak kalple tasdik dil ile ikrardır. Müslüman kalp ile tasdik dil ile ikrar eden kişidir. Mümin ise kalp ile tasdik , dil ile ikrar edip amellerine dikkat edendir. İkisi de bu imanlarıyla ölürse eninde sonunda cennete girecektir. Kafir kalp ile tasdik, dil ile ikrar etmeyen inançsızlardır. Bunlar imansızdır. Kalp ile tasdik edipte dil ile ikrar etmeyenler Allah katında müslümansa da , kullar nazarında kafirdir. Dil ile ikrar kulların onu Müslüman muamelesi yapması için gereklidir. Münafık ise kalp ile tasdik etmediği halde , menfaat yada başka şeyler için dil ile ikrar edenlerdir. Kullar onu Müslüman bilse de Allah katında kafirdir.
İman amelle sağlamlaşır ama ameli olmayan demek değildir. Amel ve iman farklı şeylerdir. İmanın şartları arasında amel yoktur. Ama amelsiz bir iman yakıtsız bir otoya benzer. Amelin desteklemediği bir iman uzun süre ayakta kalamaz. Hadisi şerifte ‘günahlar , ve tadili erkana riayet etmeden ölen milleti İslam üzere ölmez’ buyurulur. İmamı Azam imansız gitme sebeplerini şu üç maddeyle açıklar; 1- İslam nimetine şükretmemek (emir ve yasaklara uymamak)2- Kullara zulmetmek
3- İmansız gitmekten korkmamak.
Beyazidi Bistami ‘’İslam nimetine şükretmek emirlerini yaşamakla olur. Allah’ın nimetlerini yerli yerinde kullanırsa şükretmiş olur’’ der.Sevadı Azam müellifi Semerkandi ‘’iman amelin dışındadır. Amel ise imandan ayrıdır. Her peygamberin şeriatında birbirine muhalif şeyler vardır. İman konusunda yoktur. İman devamlı amel ise devamlı değildir. Amelin vakti gelmeden farz olmaz , zira kafir ne kadar amel etse faydası yoktur. Çünkü iman amelden öncedir. (Namaz sadece vaktinde farz iken , iman günün her saatinde farzdır yani devamlı bulunmalıdır.)
Kafir necaset üzerinde iman etse kabul olur , ama mümin necaset üzerinde namaz kılsa kabul olmaz . amel imandan bir parça, cüz olsa ikisi de kabul olmalıydı.’’ Sevadı Azam 48. mesele. Ömer Nesefi amelin kabulu için iman şarttır. Amel imana dahil olamaz . “kimi iyi iyi amellerde bulunursa artık o ne zulümden nede (hakkının) çiğnenmesinden korkar’’ Taha 112. “ İman başka amel başkadır . amma ceset başka ruh başkadır . ve birleşince bir şeyler olur.’’ (3)İmamı Azam ‘’Hiç kimseye günahından dolayı kafir diyemeyiz ve kimseyi bu sebeple imandan uzaklaştırmayız .’’ Fıkhı Ekber.
İman amelle güçlenir ancak imanda artma ve eksilme meydana gelmez . Çünkü iman edilecek şeyler aynıdır. Amel artabilir. Bu da imanla amelin ayrı olduğunu gösterir. İman artar mı eksilir mi denilince eksilmez dedik, imanın altı şartından biri eksik olursa iman azalmaz ; iman zayi olur. Yani imansızlık başlar. Denilirse ki “karşılarında Allah’ın ayetleri okununca bu onların imanını arttırır.’’ Enfal 2. Elmalılı Hamdi Efendinin tefsirinde imanın artması taklitten tahkike (ayrıntıya)dönüşmeyi ifade eder der.Ayetlerdeki iman artması hakdır . Çünkü Kuran 23 senede parça parça indi . Her ayet inişinde yeni bir ayeti tasdik ve ikrar gereklidir. Dolayısıyla her ayet inişinde imanları bir ayet daha artıyordu. Ancak din Kuran ve iman edilmesi gereken şeyler vahyin kesilmesi ile tamamlanmıştır. O yüzden iman artma ve eksilme kabul etmez. Kim ki iman artar ve eksilir derse bidat ehli olur.
Haricilere göre büyük günah işleyen kafir olur. Murcie taifesinde ise imanı olana günah zarar vermez. Mutezileye göre ne imanda nede küfürdedir. Hariciler imanla ameli bir saydıkları için yanlıştır. Murcienin iddiası ise imtihan sebebini ortadan kaldırdığı için yanlıştır.(ayette ‘’sizin hanginizin iyi amelde bulunacağını imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O güçlüdür , bağışlayıcıdır.’’ Mülk 2).Mutezile ise iman yada küfür arasında olamayacağı için yanlıştır. İnsan ya imanlıdır yada imansız…
imanın şartları
1- İman ümitsizlik halinde olmamalıdır. Ölürken insana gideceği yer gösterileceği için o anda , iman makbul değildir. Firavunun imanı gibi…
2- Allah’a ve bütün peygamberlere inansa kadere yada tek bir ayete inanmasa iman olmaz.
3- Emirleri veya ibadetleri beğenmezse inkar ederse yada islamın aziz kıldığını zelil , zelil kıldığını aziz kabul etse iman makbul olmaz
İman şeksiz ve şüphesiz olmalıdır. Ayette; ‘’Müminler ancak o kimselerdir ki , Allah’ a ve Resulüne iman ettikten sonra şüpheye sapmazlar.’’
İman eden kişi imanında sebat etmelidir. İmanda şüphe olursa doğru olmaz ve kişi inşaallah müminim yerine , elhamdülillah müminim demelidir. İnşaallah mü’minim demek ancak imanlı ölmek dileği kastedilirse caizdir. İslam ile iman birbirine çok yakındır. İslam’la iman karın ile sırt gibidir.
İslam Allah’a yaratıcısı ve yöneticisi olarak dünyanın ceza ve mükafat vericisi olarak ahiretin sahibi aşkın varlık olarak inanmak , Resulüne da onun talimatını insanlara getiren ve uygulayan örnek insan olarak inanmak Allah’a tapınmak ve ondan korkmak , Resulüne itaat , yardım ve tazim etmek gerektiğini bildirdi.
İman , amel edildiği zaman davranışlarla da anlatılmış olur. O yüzden amel imanı kuvvetlendirir denilir. İman amel , akıl, nakil ile birde ‘’nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle haşrolunursunuz’’ hadisi mucibince güçlenir.
Görülüyor ki iman insanın en önemli sermayesidir. Bediüzzaman’ın dediği gibi ‘’insan nuru iman ile alayı illiyyine çıkar cennete layık bir kıymet alır. Ve zulumatı küfür ile esfeli safiline düşer. Cehenneme ehil olacak bir vaziyete girer. Hakiki imanı elde eden adam , kainata meydan okuyabilir. İman insanı insan eder. Belki insanı sultan eder. Öyle ise insanın vazifesi asliyesi, iman ve duadır. Küfür, insanı gayet aciz bir canavar eder.’’ 23. Söz.
İşte insanı insan eden iman ve iman ilmi en önemli şeylerdir. O yüzden iman çok iyi korunmalı hatta kurtların arasından koyun geçirir gibi çok dikkatli olunmalıdır. Alimler imanı korumak iman etmekken daha zordur derler. Çünkü nefis , münafıklar, küfür, şeytan ve deccaller imanı yok etmek için uğraşırlar.
İmanı korumak da amel, zikir, şükür ve en önemlisi ilim (tafsili iman ) ile olur.
Allah’ı akli ile bulamayan ve kendine İslam tebliğ edilmeyen eşarilere göre mümindir. Delilleri ;
“Biz resul gönderinceye kadar , hiçbir kimseye ve kavme azap ediciler değiliz’’ İsra 15.
Ancak biz maturidilerde Allah’ı aklı ile de olsa bulmalıdır. Kainata bakarak
( İbrahim aleyhisselam gibi)
Allah’ın bir yaratıcının varlığını bulabilir
. İmanda devamlılık söz konusudur . İmanlı yaşayıp sonra imansız ölen insana önceki imanı ve amelleri fayda vermez .çünkü önemli olan hüsnü hatimedir( imanlı ölmek).insan ancak iman edince müslüman sayılır. Şeytanda kovulmadan önce mümin idi. Peygamberlere risalet gelmeden evvel masumdu. Ebubekir ra ve diğerleri iman etmeden önce cahiliye idiler

